30 Ağu 2009

Muhlama

Karadeniz mutfağı denilince akla ilk gelen lezzetlerden biriside Muhlama oluyor. Zaten gittiğiniz heryerde bu güzel lezzet karşınıza çıkıveriyor ve sizde hiç bıkmadan yiyiveriyorsunuz. Herşeyin doğal ortamda yetiştiği malzemelerle yapılınca da değmeyin zevkine demek istiyorum ama malesef bende her şehirli gibi birkaç kez yedikten sonra alışık olmadığım has tereyağı sebebiyle alerji oluverdim :) komik ama gerçek ! Neyse tarife geçmeden evvelde Muhlama isminin her yörede değiştiğinden bahsetmek istiyorum örneğin Rize ve Artvin de Muhlama olarak bilinirken Trabzon, Bayburt, Gümüşhane de Kuymak, Giresun ve Ordu da ise Yağlaş olarak isimlendirilmiş. Ancak, tarifte öyle belirgin bir ayırım yok, herkes hemen hemen aynı şekilde pişirmekte.
Bende sizlere Ayder de misafir olduğumuz yayla evinin sahibi Ayşe teyzenin dilinden bana öğrettiği şekliyle aktaracağım. Bu arada tadı mükemmeldi umarım sizde aynı kıvamı tutturursunuz ancak birebir lezzet için tel veren cinsden az tuzlu Trabzon peynirini kullanmalısınız derim.
Malzemeler:
1 su bardağı mısır unu
100 gr. tereyağı (mümkünse köy tereyağı)
150 gr. tel veren cins Trabzon kaşarı
1 su bardağı sıcak su
Bakır sahan

Yapılışı:

  1. Tereyağını bakır tavaya koyun ve eritin. Yağ eridikten sonra mısır ununu ekleyerek tereyağında kavurun. Un pembeleştiğinde, kaynamış sıcak suyu ilave ederek suyla bir miktar pişmeye bırakın.
  2. Katılaşmaya başlayınca peyniri ilave ederek, 5-10 dakika arası peynir ile pişmesini sağlayın. Şayet peyniriniz tuzlu ise tuz ilave etmeyin derim.
  3. Arada muhakak tahta kaşıkla hafifce karıştırarak malzemenin birbirine karışmasını sağlayın.
  4. Son olarak tereyağ üste çıktıysa muhlamamız pişti demektir. Sıcak servis yapılmakta, Afiyet olsun...


2 yorum:

İLKİM DERİN dedi ki...

Canım muhlama vazgeçemediğim lezzetlerden biri.Annemde mükemmel yapar.....Ama karadenizde oraya has doğal malzemelerle yemek başka tabiii..

Ballı Cimcime dedi ki...

Muhteşem bir doğa ve köy kahvaltısı... Daha ne istenebilirki, İstanbul'un yorgun trafiğinden, stresinden bıkan bizler için... Şimdi oralarda olmak vardı; bir dağın yamacında mis gibi orman, çiğ düşmüş toprak kokusu eşliğinde bir köy sofrasında oturup çayını yudumlarken uçsuz bucaksız manzarayı izlemek vardı...