Yemek ve Gezi Notlarım

BOZCAADA
 
En son güncelleme tarihime baktım da üzüldüm kendime, bir koşuşturmacadır gidiyor hayatım...Bilmem sizinde öyle mi? Bazen ''emekli olsam, şöyle keyfime baksam'' gibi laflar söylerken buluyorum kendimi :) Beden, zihin derken ruh yorgunluğuda üst üste gelince kendimi Bozcaada da buluverdim. Muhteşem doğası, havası, insanları, denizi, gün batımı... ben bu adayı seviyorum !
19 Mayıs tatilini fırsat bilip gittiğim ada da edindiğim güzel deneyimleri sizlerle Gezi köşemde paylaşmak istiyorum. Olurda sizde gitmeyi planlıyorsanız (ki hemen planlara alın) nerede kalmalı, nerede yemek yemeli gibi sorularınıza yanıt olur, hemde en güncelinden. Tatil planı yapmaya başladığımda ilk nerede kalsam? diyip internette araştırma yaptım ve tek tek bütün ada otellerini, pansiyonlarını aradım. Tam bir tanesini ayarlamıştımki sonradan gözüme başka bir otel takıldı, fotoğraflarına baktığımda gördüğüm görüntüler çok hoşuma gitti. Acaba yer musaidliği var mı yok mu diye düşunürken sahibiyle görüştük. Bahsettiğim yer ba
na göre adanın en şahane oteli olan Rüzgar Gülü.
Sahibi Gökhan Bey otel sahibinden çok ev sahibi gibi davranıp, sizi de müşteri değil misafir olarak ağarlıyor. Otelde olması gereken tüm ayrıntıları düşünmüşler, hatta fazlasını bile. Mesela, sabah kahvaltıları hergün farklı sunumda geliyor. Odalar son derece konforlu, şık ve kullanışlı. Kliması (yaz-kış ayarı), hemen hemen her kanalı izleyeceğiniz televizyonu, günlük kullanımlı bez terlikleri, mini buzdolabı, oda parfümü dikkatimi çeken ayrıntılar arasında. Çünkü, bunlar ada ortamında beklenenin üzerindeki konfora giriyor. Dizayna gelince inanılmaz keyifli, şirin ve estetik. Konum olarak zaten 4-4 lük biryerde, merkeze sadece birkaç metre. Ben adanın en çok merkezini seviyorum birde sessiz sokağında olmayı ki zaten Rüzgar Gülü Otel tamda buna uygun.

Yemek konusuna gelince, ada da bulunan tüm kafe ve sıcak yemek yapan mekanları gezdim diyebilirim. Hatta buna çay bahçeliri de dahil. Şurası iyi, burası kötü demek istemem ancak gerçekten yediğinizden mutlu ve hesaplı ayrılmak istiyorsanız önerilerimi altta yazıyorum, benim favorimi soracak olursanız merkezdeki çay bahçesinde tost ve adaçayı birde Ada cafe olacaktır.

**Lodos Restorant Cafe - Ada Cafe
**Cafe Lisa's - İskele Sancak Cafe


 
SEVGİLİ COŞKUN ARAL, UYGUR MUTFAĞI VE ZİNNET RESTORANT


Uzun zamandır yaptığım yada tattığım yemekler beni pek heyecanlandıramadı sanırım bu yüzden de yazmak, fotoğraflamak, blogumda sizlerle paylaşmak pek içimden gelmedi... ta ki bugüne kadar.
Coşkun ARAL 'ın sunumunda Uygur yemeklerini tatmaya gittim, yer Topkapı Zinnet Restaurant.
Orta Asya mutfağının Türkiye temsilcisi olan Zinette de yemekler tek kelimeyle şahane tabii birde bu yemekleri ve Uygur tarihini Coşkun ARAL dan dinlemek daha büyük bir lezzet oldu.
Mekanın fikir sahibi ve kurucusu ise Çin de doğmuş Uygur Türk' ü Zarife Kerim. Burada hazırlanan yemeklerin bir çoğunda 70 çeşit baharat kullanılıyor ve bu baharatlar bizzat ana vatanlarından getiriliyor. Orta Asya kültürünün her detayını görebileceğiniz mekânda yemeklerin servisi de geleneksel tabaklarda yapılıyor. Ve her yemeğin öyküsü ile yemekleri nasıl tadacağınız da birbir anlatılıyor.

Yemekler ve anlatılan bilgilerden en çok ilgilimi çekenler ise İtalyan'ların Marco Polo sayesinde Orta Asya'dan öğrendiği elde kesilen makarnaları, elli çeşit kebabı ve İpekyolu çayları. Ben mümkün olduğunca tariflerini bulup kendi mutfağımda yaparak burada yayınlayacağım ama Zinnet 'e gidip bu tatları tatmanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Bu arada şansımız varsa minik Alp Eren ile de oynayabilirsiniz :) Ben en kısa süre de tekrar gideceğim...

Menü: Leymen (noodle benzeri), Uygur Mantası, Uygur Pilavı, Fasulye Kızartması, Pintoza Salatası, Zireli Kebap, Dağ Gülü Çayı.



 
 
İSTANBUL' da EN NEŞECE KAHVALTI MEKANLARI

Kış günlerinde evde yaptığım Pazar kahvaltıları kadar bazen de o güzelim İstanbul’ un kışını doyasıya yaşamak için dışarıda kahvaltı yapmayıda pek seviyorum. Özellikle hft sonları kalabalıkta henuz başlamamışken, sabahın erken saatlerinde Taksim yada Boğaz manzarasında kahvaltı yapmak ayrı keyif...

Birde şu ‘’Kahvaltıyı nerede yapsak ki?’’ sorusu olmasa diyorum ! Genelde bu soru sorulduğunda herkes birbirine bakar, sonrada bir kurban seçilip görev ona atanır :) ve bende sinir olurum! Çünkü, o kurban nedense hep BEN oluyorum ve her nekadar ‘'seve seve ‘’ diye cevap veriyor olsamda artık canıma tak etti!


Hal böyle olunca bende bu ay işe koyuldum, kendime acil eylem planı hazırlamaya karar verdim. Nasıl mı? anlatayım. En iyi ‘’o’’ bilir denilen biri iseniz, elinizin altında güncel bilgiler içeren 3-5 adet kahvaltı mekanı ,3-5 adet balıkcı mekanı vb mekanlar listesi oluşturmalısınız diyorum. Google girip bakarım diyenleriniz olacaktır, şahsen büyük bir yanılgı olur çünkü halen hiçbir web sayfası rest. cafe vs gibi bilgileri tam manasıyla güncel tutmuyor. Şimdi durum böyle diye teslim olacak değiliz, her hft üşenmedim risk aldım gittim bir mekanda kahvaltı yaptım hatta bazen emin olmak için aynı yere iki kez gittim. Sonunda nefis bir liste oluşturdum. Acaip mutluyum, gelsin sorsunlar şimdi Nerede kahvaltı yapalım ? diye korkmuyorum :) Veee sizinlerlede paylaşmaktan dolayı gururluyum. Buyrun inceleyin sevgili dostlar hatta not edin çevrenizdekilerle de paylaşın bu bilgileri.

Herkese ağız tadıyla Pazar Kahvaltıları diliyorum...

1.
Filicori Cafe / TAKSİM Benim gözde mekanım, sadece kahvaltı değil çok amaçlı kullanım noktamdır. Bir kere Taksim in girişinde oluşu, geniş camları ve birbirinden uzak masa anlayışı ile (yanınızdakilerin konuşmasına ortak olmamak bence onemlidir) gözdem oldu. Yemekler malumunuz en sevdiğim mutfaklardan İtalyan Mutfağı hakim. Aslında kahvaltı menusunden bahsedeceğim ama kısaca pizza ve tatlılarınında süper olsuğunu söylemek istiyorum. Kahve konusunda ise ortalama buluyorum, yani bir İtalyan menusu için çok etkiliyici gelmedi desem yeridir. Ve tüm bunlara artı olarak başta da dediğim gibi çok amaçlı biryer. Pazar sabahları kahvaltı, Ramazan da menuleri ile iftarlık, öğlenleri şahane pizzaları ile yemek saati, sadece bir tatlı yada kahve içip soluklanacağım diyenlere ise relaks bir ortam... Ehh daha ne olsun ? sorarım size dostlar :)
Kahvaltıya, açık büfe değil ancak son derece doyurucu ve zengin bir menuye sahip. Hele ki tabağın tam ortasında ki kızarmış tost ekmeği üzerine sucuklu omleti tek geçiyorum. Kahvaltı tabağının yanında sınırsız çay ve minik sıcacık ekmeklerinide söylemeden geçmemek gerekir. Benden tam puan aldı.

Fiyatı 14 TL

2. Kale Restorant / RUMELİ HİSARI Uzunca bir süre Pazar Kahvaltısı için gittiğim tek mekandı, hala da seviyorum ama ilk sırayı başkasına kaptırdı :) üzgünüm. Ama o kaymak üstü balı hiçbir yerde bulamadım itirafta edeyim. Genelde İstanbul d bu mekanı bilmeyen yoktur ama ben hiç gitmemiş olanlar için kısaca özetlemeye çalışıcam. Serpe Kahvaltı menusu ile masada olan kişi sayısına uygun şekilde zeytin, beyaz peynir, hellim peyniri kızartması, domates-salatalık (sızma zeytin yağ ve kekik eşliğinde) , bal-kaymak birer tabakta ortaya gelmekte. Nefis zeytinli, çikolatalı, lavaşlı ekmek sepeti nefis. Ve tabii sınırsız çay eşliğinde. İsterseniz ayrıca yumurtada talep edebiliyorsunuz. Yiyecek kalitesi son derece iyi ve doyurucu. Mekana gelince, hava guzelken gitmekte fayda var cunku deniz kenarında tam sahil karşınızda misss gibi boğaz havasına hakim. Tek dezavantajı mekan çok ufak oluşu. O kadar ki bir an önce yiyip kalkmam lazım modunda koşa koşa yiyesiniz geliyor. Şöyle bir gerilerek uzun uzun oturmak istiyorsanız biraz geç saatlerde gidin derim, saat 11:00 den sonra el ayak çekilmeye kahvaltı yapıp giden insanların yerine oturma şansınızın arttığı biryer.
Fiyatı 17 TL

3. İst Cafe / TAKSİM Eğer yok bize menu uymaz illa ki açık büfe istiyoruz diyenlerdenseniz o zaman buyrun bir Pazar sabahı İst cafe gidin derim, yiyecek kalitesi çeşidi ve fiyatı ile son derece güzel bir mekan. İstiklalin başında bulunan cafe, boydan boya camekan olmasıylada insanda huzur sağlıyor. Kendinizi cadde den kopmadan ama çokta ayakaltında olmadan kahvaltı yapmanızı sağlıyor. Kahvaltıda peynir, zeytin, reçel vs vs dışında sosis kızartamsı, yumurta çeşitleri, konfleks, kuruyemiş ve meyve seçenekleri ile taze olmasada gayet kaliteli buldugum yapma meyve sularıda kaliteli denecek kadar iyi buluyorum.

Fiyatı 15 TL4. Dilek Pastanesi / TAKSİM (Açık Büfe)

5.  Barcelona Cafe / TAKSİM (3 farklı kahvatı tabağı seçimi)
6.  Paşa Limanı / ÜSKÜDAR (Açık Büfe)
7.  Haliç Sosyal Tesisleri / HALİÇ (Kadir Has Üniversitesi Karşısı)
8.  Kavaklı Park / ATAKÖY 5.Kısım (Kahvaltı menu+seçenekler)
9.  Taksim Oda Cafe / TAKSİM (Kahvaltı menu)
10. Sapanca Club Lale Otel / SAPANCA (aÇIK bÜFE)  




RİZE ve HÜSREV LOKANTASI

Rize'nin ünlü şeker fasulyesini özel tekniğiyle pişiren Hacı Hüsrev, bu işin en iyisi olmakla kalmayıp aynı zaman kurufasülyenin ustalarınıda yetiştiren tek adres denilebilir. Türkiye de 3 şubesi bulunan Hüsrev Lokantası nın Rize-Çayeli 'nde ki yerine gittim. Gerçektende yerinde tatmak ayrı bir zevkmiş, kocaman tencerelerinden bol kepçe servis yapılan kurufasulyenin yanında, kendilerine has ayranlarınıda mükemmeldi. İstanbul-Esentepe de bulunan şubesinde çoğu kez kurufasulyesini yemişimdir ancak aynı zevki aldığımı söyleyemem, malesef İstanbulda ki şubesinde biraz yağlı yapıyorlar. Bu arada merak edenler için söyliyim 3.cu şubeside Ankara-Balgat da bulunuyormuş. Kurufasulye yapılışı ve malzemesi ile hem kolay hemde ucuz yemeklerimizden birisi ama tadı tutmazsa asla sevilmez. Bu yüzden işi ustalarından öğrenip yapmakta fayda var. Ben birkaç ip ucu elde ettim, kendim yaptığım zaman ayrıntıları sizlerlede paylaşacağım.
Herkese iyi seyirler, yolu düşünler içinde adresini hemen altta veriyorum. Bu arada yemekten önce Fırtına deresinde rafting yapın derim, kurufasülyeyi haketmek lazım yemekten sonrada bol fındıklı sütlaç sizi bekliyor :)

 CUNDA ve VAZGEÇİLMEZ NESOS RESTORANT






 
Her yıl Cunda adasına birkez gider ve muhakkak Nesos' a uğrarım. Nesos, Cunda adasının sayılı balık lokantalarından birisi ve sahil kıyısında yeralıyor. Buranın balıkları kadar zeytinyağlı mezeleride mükemmeldir. Ben bu sefer bir değişiklik yapıp sadece mezelerden oluşan bir tabak hazırlattım kendine, birde tabii olmazsa olmazım kalamar tava.

Tabağımda çok sevdiğim midye, kalamar ve karides yanında Nesos da tadına doyamadığım deniz börülcesi ve kabak çiçeği dolması. Şayet henüz burada yemek yemediyseniz yada yakınlarda gitmeyi düşünüyorsanız bu lezzetleri tadın derim. Bahsettiğim mezelerin dışında birde fırında dağ mantarı da isterseniz inanın pişman olmazsınız.
Yemeğin üzerine sahilde ki tarihi Taş Kahveye
de uğramadan geçmemek lazım burada içeceğiniz damla sakızlı Türk kahvesi adadan ayrılmadan önce ki son durağınız olsun.
Telefon: (0266) 3271748

 ASSOS UZUN EV RESTORANT

Bugün ve bundan önce ki gezi yazılarımda tanıttığım cafe-rest. hepsini tekbir başlık altında toplayıp, yemeklerimin dışında sevdiğim ve beğendiğim mekanları tanıtmaya karar verdim. İlk durağımız Assos... Ege nin leziz yemeklerini yiyebilecekleri en iyi adreslerden birisi olan ''Uzun Ev Restorant'' Assos gideceğiniz zaman size önerebileceğim en leziz durak.
Haziran ayının ilk haftası oradaydım. En sevdiğim dönemdir, daha kimseciklerin kumsala ayak degdirmediği, ortalıkların boş ve sıcağın kavurucu olmadığı o sakin sahil kenarları ve balıkçılar, birde tabii yöresel restorantları. Daha evvel birkaç kez Assos'a gitmiş olmama rağmen Uzun Ev de yemek yememiştim. Burası, limanın en bilindik eski cafesi ve en iyi balık restorantlarından birisidir. Restorant aynı zamanda akşamları da saat 22:00 den sonra bar olup, canlı Türkçe pop muziği eşliğinde oturup birşeyler içebileceğiniz ve hatta insanların çocuklarıyla da oturabildikleri hoş bir mekana dönüşüyor. Şimdi geleyim en önemli noktaya, mutfaklarına. Tarif etmek çok zor olacak ama bu kadar kaliteli yapılmış zeytinyağlıları-mezeleri kolay kolay hiçbir yerde bulamazsınız desem özetlemiş olurmuyum bilmem. Herşey günlük ve çok taze. Kullandıkları zeytinyağını alıp içtim misler gibi, yemek öncesi ikramlık yeşil zeytinlerinide tepede ki köyden özel olarak getirtiyorlarmış. ''Ne yesem acaba'' derken o sıkıcı menuler yerine ''buyrun mutfaga gelip kendiniz seçin'' demeleriyle ben zaten hepten mest oldum. Menümde şunlar vardı, kendilerine has karışık mevsim salata, midye dolma, kalamar tava, turp otu, közde patlıcan salatası, barbunya pilaki, deniz börülcesi ve barbun balığı. Hepsi de taktir edilecek kadar lezzetli olmuştu. Bunun dışında servis kalitesi sunum da şahane, insanı sık boğaz eden garsonlar yerine, güler yüzlü yöre insanı size garsonluk değil ev sahipliği yapıyorlar. Bu saydıklarımı büyük bir zevkle yedikten sonra yine kendilerine has sunumlarıyla Türk kahvesi ikram ettiler. Diyebilirsiniz ki Türk kahvesinin neyini anlatacaksın neşe, ama inanın bazen ''acaba gidipte Kemal abinin elinden bir kahve içip işime gerimi dönsem'' diye düşünmüyor değilim, İstanbul-Assos 7 saat !!! nasıl olacaksa hayel işte :) Ama özel çömlekte ikram edilen o cağnım damla sakızlı Türk kahvesi için hayal bile etmeye değer diyorum...













Uzun Ev de illa ne yemeli ?
  • Deniz Börülcesi-Turp otu -közde patlıcan
  • Kalamar tava (özel soslu)
  • mevsim salatası (peynir soslu)
  • Damla sakızlı Türk kahvesi
  • Güveçte sıcak helva
İletişim
Tel: 0 286 721 70 07

AKÇAKOCA / HAMSİ RESTORANT
 
Sonbahar bitti bitecek derken erteleyip durduğum Akçakoca gezimi nihayet bu hafta sonu gerçekleştirebildim. Tabii amacım yaptıklarımı anlatıpta sizleri kıskandırmak değil :) sadece olur da yolunuz Akçakoca' ya düşerse veya ''harika bir doğa göreyim bir de üzerine şahane balık sefası yapayım'' derseniz Akçakoca da nereleri gezmeli? nerede yemek yemeli ? biraz bundan bahsetmek istedim.
Benim ilk durağım, merkeze inip çarşıyı ve orjinal mimarisi ile dikkat çeken camisini görmek oldu. Daha sonra kaleye doğru ilerledik ve yol üzerinde kahve molası vermek için (mola verdik çunku yaklaşık 3 km yol
yuruduk) doğasıyla göz kamaştıran Gurme Restorant uğradık. Restoranta girerken gördüğüm sarı sonbahar yapraklarına ve karşımıza aniden çıkan mekanın sevimli yüzü minik köpekciğe hayran kaldım. Gurme mekan olarak gayet hoş ve nezih biryer, açık ve kapalı kısmı var, deniz kenarına kurulmuş ve manzara şahane, bahçesinde ördekler, kediler ve köpekler size hiç dokunmadan gezi veriyorlar. Ancak, bu mevsim Gurme için ölü sezon dolayısıyla ilkbahar veya yaz ayları çok daha güzel olduğunu sanıyorum. Burada kahvelerimizi aldıktan sonra 1 km. daha yürüyerek ünlü Ceneviz Kalesine çıktık ve kalenin dibinde kurulmuş olan parka girip, Akçakoca nın en uç kısmını görme şansını yakaladık. Gerçekten de manzara etkiliyiciydi. Şayet piknik yapmak istiyorsanız burası çok ideal, zaten parkı bu amaçla hizmete sunmuşlar. Mangal yapmakta serbest, tabii kuralları var ve ortam çok temizdi.


Ve bu kadar yol yürüyüpte temiz havayı aldıktan sonra acıkmamak, hele ki Karadenize gelmişken balık yememek ne mümkün ! Doğruca bize önerilen Hamsi Restorant gittik. Tek kelimeyle MÜKEMMEL demek istiyorum. Balığından tutunda salatada ki malzemelere kadar herşey inanılmaz taze ve lezizdi. Salata Amasra usulü, balıklar taze olduğu kadar ustaca pişirilmiş, ekmeği karadenizin o dışı sert içi pofuduk ekmeklerinden, birde yemeğin üzerine kendilerine has fındıklı helva ikramları var ki buraya en kısa zamanda tekrar gelmem için yeterli sebebim oldu. Kısacası tadıyla ikramıyla 4-4 lük bir mekan. Başında da söylediğim gibi yolunuz birgun Akçakoca'ya düşerse Ali ustanın Hamsi restorantını, Gurme de kahve içemeyi ve varsa vaktiniz kaleye gitmeyi unutmayın derim. Herkese iyi haftalar...



ROMA ve GURMECE TATLAR PEŞİNDE

Bu şahane kremalı mantar soslu makarnayı Piazza Novana da (Roma) 5 dk içerisinde tükettim ve tadı hala damağımda desem yeridir. Tek kelimeyle mükemmeldi ! Şimdilerde makarnayı bu lezzette yapabilmek için kendimi eğitmeye çalışıyorum, kısacası yeni hedefim bir İtalyan kadar iyi makarna yapabilmek :)
Evet nihayet tatil rehavetini üzerimden (istemeyerekte olsa) atıp, bloguma bakabildim. Bu süre içinde mutfağa hiç girmedim ama İtalya da yemek yediğim hemen hemen her restoranttan kendime bilgi toplayacak tecrübeler edindim diyebilirim. En kısa zamanda burada paylaşmak üzere diyorum...
 
 
 


Geçtiğimiz haftalarda Antep'e gezmeye gittim. Gitmeden önce de internette kısa bir araştırma yaptım ''nereleri görmeli, nerede yemek yemeli'' gibi önemli adresleri not aldım. Gerçi oraya gittiğim zaman çalıştığım firmanın Antep şubesinde ki arkadaşım bize çok yardımcı oldu. Geçirdiğim şahane iki gün boyunca gördüğüm o güzelim eski Antep evlerini, misavirperver insanlarını, harika lahmacunu, sabah kahvaltısında yenilen katmeri, yuvalama, analı kızlı, karışık kebabı, kuru dolması, baklavası, şöbiyeti, fıstığı, menengiç kahvesi, zahteri ve sayamayacağım kadar leziz yiyeceklerini asla unutmayacağım.
Benim favorilerim
İmam Çağdaş' ta ki Ali Nazik ile şöbiyet tatlısı, kasap Hasan ustanın fırınlı et lokantasında ki karışık kebap ve her cafe de bulabileceğiniz Menengiç kahvesi ile Zahter çayı. Antep de sürekli yemek masasında olduğunuz için üzerine illa ki çay ikram ediliyor. Ben normalde günde bir bardaktan fazla çay tüketmediğim için kendime zahteri seçtim. O kadar ki şuan hergün zahter içmesem rahat edemiyorum.
Bu kadar lafını etmişken de biraz zahterin içeriğine deyineyim. Zahter bir çeşit kekik türü, yüzde 1-2 arasında uçucu yağ taşıyormuş. Bu uçucu yağın mühim bir kısmıda karvakrol adı verilen bir madde. Bu madde suda da çözündüğü için, hazırlanan çayda da bulunuyor. Ne işe yarar ? mide ağrılarında, soğuk algınlığında, öksürükte kullanılması tavsiye ediliyor. Ayrıntı isteyenler için
Ekoloji Magazin öneriyorum.
Veee hemen altta ki yazıda da Antep usulü Kuru Patlıcan dolması. Fotoğrafta gördüğünüz ayran ve patlıcan dolmalarını ayıptır söylemesi ben yedim :) Tuğba' nın yuvalama yemeğine de ortak oldum. Söylemeye gerek var mı bilmem ama harikaydı...












1 yorum:

Adsız dedi ki...

Güzel paylaşımi Teşekkürler